Değerli Basın Mensupları,
Türkiye’de Bilimsel Eczacılığın başlamasının 173. yılını kutladığımız bugünde bizler, sağlık hizmetleri zincirinin en önemli halkalarından biri olan onurlu bir mesleği icra etmekteyiz. Kökeni, hastalıkların tedavisinde ilaçların kullanılmaya başladığı 3000 yıllık bir tarihe uzanan eczacılık mesleği, ülkemizde bilimsel eğitim ile kurumsallık kazandığı 173 yıllık süre zarfında halk sağlığını korumak ve iyileştirmek adına etkin, nitelikli ve kesintisiz bir biçimde hizmet sunuyor. Türkiye’de neredeyse iki asırlık geçmişe sahip modern eczacılık önemli değişimler yaşıyor ancak bu değişimlere rağmen her durumda ‘herkes için daha fazla sağlık’ ilkesi mesleğimizin temel ilkesi olmaya devam ediyor. Bu uzun zaman diliminde ilaç ve eczacılık alanında hem niteliksel hem de niceliksel anlamda yaşanan tüm değişimlere rağmen Bizler tarihsel mirası, toplumsal misyonu ve gelecek vizyonu ile insan yaşamını temeline koyan böylesine kutsal bir mesleğin mensubu olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz.
Herkes için daha fazla sağlık ilkesini kendisine temel almış bir mesleğin mensupları olarak bu anlamlı günü 2009 yılından bu yana belirli temalar etrafında halk sağlığını geliştirecek çeşitli kampanyalarla desteklenen bir hafta olarak kutlamaktayız. Bu bağlamda bu yıl 14-20 Mayıs tarihleri arasında kutlayacağımız Eczacılık Haftası’nın ana temasını Bitkisel Ürünler olarak belirledik.
Değerli basın mensupları,
“Bitkisel Ürünlerin ve Gıda Takviyelerinin Kullanımı” konusunda gerek eczanelerimiz gerekse tüm iletişim kanalları aracılığı ile halkımızı bilgilendirmeyi hedefliyoruz. Bu noktada sağlık otoritelerini, sağlık çalışanlarını ve sağlık hizmetinden yararlananları yani sağlık alanının tüm bileşenlerini meslekî ve toplumsal sorumluluklarının farkına varmaya davet ediyoruz.
Dünya ölçeğinde değişen “sağlıklı olma” anlayışı çerçevesinde “alternatif tedavi” ya da “destekleyici tedavi” gibi farklı tedavi yöntemlerine ve bitkisel ürünlere yönelik günden güne artan bir ilgi yaşanmakta buna paralel olarak söz konusu ürünlerin kullanımına bağlı ilaç etkileşimleri ve rahatsızlıklarda artış gözlemlenmektedir. Bu durum, bitkisel ürünler konusunda hesap verilebilirliğe ilişkin kamusal talebi yükseltmekte; söz konusu ürünlerle ilgili yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve halkın bilinçlendirilmesi adına sağlık hizmet sunucularına daha fazla sorumluluk yüklemektedir.
Bitkisel ürünler konusunda ülkemizdeki mevcut uygulamalara bakıldığında, gerek alanın tanımlanması gerekse yasal düzenlemeler ve denetim aşamasında ciddi sıkıntılar olduğu görülmektedir. Söz konusu alanda ülkemizde en önemli sorunlardan biri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan “gıda destek maddesi” adı altında ruhsat alıp bitkisel tedavi edici şekliyle piyasaya sürülen ürünlerdir.
Hiçbir standardizasyonu olmayan bitkisel ürünlerin ve gıda takviyelerinin bireye özgü değerlendirmeler yapılmaksızın, bilimsel yetkinliğe sahip olmayan kişilerce, herhangi bir denetime tabi olmayan mekânlardan ya da radyo, televizyon ve internet gibi iletişim kanalları ile tanıtılmakta, reklâmı yapılmakta ve satışa sunulmaktadır.
Bizce Halk sağlığını ciddi anlamda tehdit eden ve zaman zaman ölümlere yol açan bu Sorunun çözümü bitkisel ürünlerin ilaç kategorisi içerisine sokulmasından geçmektedir. Zira bu ürünler ancak ilaç döngüsü içerisine girdiğinde takip edilebilir ve herhangi bir yan etki görüldüğünde müdahale edilebilir. Dolayısıyla söz konusu ürünlerin Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılması, sadece eczanelerden ve bu konuda en yetkin eğitimi almış meslek gurubu olan eczacılar tarafından sunulması, bu ürünlerin etkinliğini ve güvenilirliğini izleyecek bir sistem oluşturulması ve meselenin etik yönünün masaya yatırılması zorunludur. Bitkisel ürünlerin kullanım şekli, dozu ve süresi hakkında doğru bilginin halkın en yakın sağlık danışmanı olan eczacıdan öğrenilip, doğru tedavi yönteminin sağlık hizmetleri zincirinin en önemli bileşeni olan eczane aracılığıyla uygulanması toplumsal sağlık ve sağlık ekonomisi açısından vazgeçilmezdir.
Altını bir kez daha özenle çizmek isteriz ki bitkisel ilaçların halka en güvenli biçimde ulaştırılması Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış, sağlığın kılcal damarları olan eczanelerle mümkündür. Unutmayın HER BİTKİYE GÜVENEMEZSİNİZ, AMA ECZACINIZA GÜVENEBİLİRSİNİZ.
Değerli basın mensupları,
Diğer yandan bu yıl 14 Mayıs’ı daha anlamlı kılacak, eczacılıkta yeni bir dönemin başlangıcı sayılabilecek çok önemli bir gelişmenin eşiğindeyiz. Yıllardır süren bir hayalimiz gerçek oluyor. Eczacılar olarak bizleri ve yaşam alanımız olan eczanelerimizi doğrudan ilgilendiren 6197 Sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun örgütsel olarak mutabakat sağladığımız ortak taleplerimiz çerçevesinde çağın ve ülkenin gereklerine uygun ve eczacıların ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde değişiyor. Bu yasa değişikliği ile hedeflenen amacın gerçekleşebilmesi ise taslağın ruhuna uygun biçimde yasalaşabilmesi ile mümkün.
Değerli basın mensupları,
Bu sene Birleşmiş Milletler tarafından tüm Dünyada Kooperatifler yılı olarak kutlanıyor!
Bizde eczacı kooperatif.larının daha da güçlenmesi için var gücümüzle çalışıyoruz,
Bundan sonrada çalışmaya devam edeceğiz
Bağlı olduğu meslek grubunun her türlü ihtiyaçlarını,en uygun şartlarda sağlamak diye tanımlayacağımız kooperatif kavramının önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Son olarak, tüm meslektaşlarımızın 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nü kutluyor; halkın gözü kulağı olarak ilaç ve eczacılık alanındaki gelişmeleri dikkatle izleyip, toplumu doğru bilgilendirmemize aracılık eden ve bizlerden desteğini esirgemeyen değerli medya mensuplarına bir kere daha teşekkür ediyoruz.
Siz değerli medya mensuplarına ve tüm halkımıza sağlıklı günler diliyoruz.
Tekirdağ Eczacı Odası Yönetim Kurulu Adına
Ecz.Ufuk Bekir ERSÖZ
BAŞKAN
